İLLÜZYON SANATI VE SERMET ERKİN


İllüzyon sanatı, sahne sanatlarının en eskisidir. Onun yanılsama yöntemleri denilebilir ki tüm sanatlara, bu 
arada en yeni sanat olan sinemaya bile kaynak olmuştur. Yanılsama deyince daha çok duygularımızın aldanmasını, 
saptırılmasını anlıyoruz. Bu özellikle doğada gördüğümüz bir olaydır. Çölde serap olayı bunlardan birisidir. 
Sulak ağaçlıklı bir vaha gördüğümüzü sanırız. Oraya vardığımız zaman, böyle bir şeyin var olmadığını görürüz. 
Hayvanlara bakarsak bukelamnun başta olmak üzere, çeşitli hayvanların düşmanlarından saklanmak için, 
çeşitli yöntemlerle kendilerini kamufle ettiklerini gözlemleriz.

      Aynı yoldan sanatların her birinde yanılsama yöntemlerinin uygulandığını görürüz. Örneğin; resim sanatında 
perspektif uygulaması resime üç boyutluluk sağlayan bir yanılsama değil midir? Antik Yunan mimarisinin 
binalarına bakarsak özellikle tapınaklarda binanın üst kısmının düz olduğunu sanırız. Oysa düz fikri vermek için 
binanın üstü iki yandan yukarı doğru eğridir. Fakat sanatlarda yansılmaya en çok başvuran tiyatro ve sinema sanatıdır. 
Tiyatroda gördüğümüz her şey gerçeğin bir yanılsmasıdır. Sinema ise buna sık sık başvurur. 
Örneğin; bu sanatlardan sahenede veya beyaz perdede, söz gelimi doktor rolünü oynayan aktörün gerçekten doktor 
olduğuna inanasımız gelir. Bizi öylesine kandırır. 

     Yaşamın her alanında bu yanılsamayı bulamaz mıyız? Örneğin; moda dünyasını ya da makyaj sanatını alalım. 
Çizdiği veya uyguladığı giysilerde modacı; şişmanı zayıf, zayıfı şişman; uzunu kısa, kısayı uzun göstermez mi? 
Makyajcılarda gerçek yüzü olduğundan farklı göstermezler mi? 

    Bütün bu sanatlara kaynaklık eden, illüzyon sanatı ise; bu saydıklarımızdan daha farklı bir hedefe yönelmiştir. 
Yukarıda saydığımız örneklerde yanılsama bir araç iken, illüzyon sanatında bu bir amaçtır. Amaç ise, sahneden 
seyirciye; hem nasıl olduğunu anlyamadığı meraklı birtakım olguları gösterdiği gibi, sanat gücü ile de bunları 
estetik bir düzeyde, sunduğu gibi ayrıca seyirciye de eğlenceli, vakit geçirmesini sağlar.

    İllüzyonistler, denebilir ki meslekler içinde en dürüst olanıdır. Çünkü seyircisine onu aldattığını açıkça söyler, 
seyirci de aldanacağını bile bile onu seyreder. Oysa başka mesleklerde bazı beyaz yalanlarla kişi aldatılır. Modern 
illüzyonizmin babası Fransız Robert Houdin illüzyonistliği sihirbaz rolünü oyanayan bir aktör olarak tanımlar. 
İllüzyonistler sahnede yaptıklarının dışında hayırlı olan başka işlerde yaparlar. Örneğin; telepati, falcılık, 
ruh çağırma ve tıp dışı sağıltım gibisinden alanlarda insanları aldatanlara karşı amansız bir savaş açmışlardır. 
Bilim adamlarının yanıldığı, kandırıldığı olaylarda illüzyonistler bilgileri ile bu sahtekarlıkları sürekli açığa vurmuşlardır.

    Türkiye’mizde Osmanlılar zamanında köklü ve yetkin bir illüzyon sanatı geleneği vardı. Ancak bu giderek silinmiş 
yok olmuştur. Modern illüzyonu Türkiye’ye getiren büyük usta Zati Sungur olmuştur. Yıllarca yurt dışında haklı bir üne 
sahip olan Zati Sungur, vatanı Türkiye’ye döndüğü 1936 yılından sahneden ayrıldığı altmışlı yıllara kadar Türkiye’nin 
kamuoyunu sürekli ilgilendirmiş, Türkiye’nin hemen her yerinde verdiği temsillerle seyircilerini mutlu etmesini bilmiştir. 
Ölüm döşeğinde bile yalnız sanatını düşünen bu yüce kişi 1984 yılında armızdan ayrıldıktan sonra bu alanda büyük bir 
boşluk bırakmıştır. 

     Zati Sungur’un sahneden ayrıldığı 1960’lı yıllardan günümüze kadar, bir tiyatro temsili gibi verilen sahne illüzyonizmi 
tamamen durmuştur. Birkaç yıldan beri ise yetenekli illüzyonist Sermet Erkin, bunu tekrar başlatmayı başarmıştır. 
Programlarında gerek Zati Sungur’un repertuarından küçük ve büyük illüzyonlara yer verirken, bir yandan da modern 
illüzyonizmin seçkin örneklerini sunmuştur. Mesleğine ve sanatına çok düşkün olan Sermet Erkin tıpkı ustası Zati Sungur 
gibi Günün yirmidört saatini illüzyona ayırmıştır. Sürekli Türkiye dışında yeni çıkan yayınları izlemiş, yeni buluşları denemiş 
ve sürekli sanatını geliştirmek için büyük çabalar harcamıştır. Sanırım uzun sürede bu çabalarının karşılığını da görecektir.
Her bakımdan övgüye değer seçkin bir sanatçıdır SERMET ERKİN…       Prof. Dr. METİN AND